“Amasra’ya Yolculuk: Şehrin Huzurunda Bir Gün”

Ankara’dan Amasra’ya doğru, Cuma gecesi saat 1:30’da yola çıktık. Yaklaşık dört saatlik bir yolculuktan sonra, sabah 5:20 gibi Amasra’ya vardık. Kasaba henüz uyanmamıştı; sokaklar bomboştu, yalnızca ara sıra duyulan köpek sesleri bu dinginliği bozuyordu. Açık bir yer ararken, Google Maps’te bir benzinlik bulduk ancak vardığımızda karşımızda bir market vardı. Yakındaki “Türkan’ın Yeri” adlı kahvaltıcı dikkatimiz çekti, fakat henüz açılmamıştı.

Saat tam 6:00’da kahvaltıcıya Yılmaz amca geldi. Her sabah bu saatte gelip çayı demlediğini, ardından dükkânı oğluna devrettiğini öğrendik. Henüz açılış vakti gelmemişti, ama Yılmaz amca bizi içeri davet etti. Çayın demlenmesini beklerken biraz dinlenme fırsatı bulduk. Sabahın ilk çayı ve Yılmaz amcanın sohbetiyle yorgunluğumuzdan arındık.

Saat 7:00’de kahvaltımız hazırdı. Kahvaltının ardından Yılmaz amcanın oğlunun tavsiyeleriyle Amasra’da gezilecek yerleri belirleyip yola koyulduk. İlk durağımız, Amasra Kalesi oldu. Bizans döneminden kalma bu tarihi yapının taş duvarları arasından ilerleyip kasabanın üstünden denizi izlemek, sabahın serinliğiyle buluşunca huzur vericiydi.

Kaleden sonra Çekiciler Çarşısı’na uğradık. Tahta oymacılığıyla ünlü bu çarşıda, yerel el işlerini görmek keyifliydi. Buradan sonra kısa bir yürüyüşle Sefa Park’a gidip sahilde manzaraya karşı kahvemizi içtik. Denizden esen hafif rüzgâr ve Amasra’nın sakinliği, “Bu sessizlik, insanı başka bir dünyaya götürüyor,” dedirtti.

Öğleye doğru, meşhur Canlı Balık restoranına geçip taptaze deniz ürünlerinin tadına baktık. Balıkların lezzeti ve deniz havası, günün unutulmaz bir anısı oldu. Yemekten sonra, Barış Akarsu Anıtı’na gidip Amasra’nın genç yaşta kaybettiği değerli müzisyenini andık.

Amasra gezimizi tamamlayıp Bartın’a geçtik. Bizi burada karşılayan Candaş Bey, villaya kadar bize eşlik etti. Akşam yemeği için şehir merkezinden bizim için yemek getirdi ve şömineyi hazırladı. Şömine başında sıcak bir akşam geçirdik; Bartın’ın huzurlu atmosferi içinde bu küçük jestlerle kendimizi evimizde hissettik. Sabah da yine Candaş Bey’in getirdiği kahvaltılıklar eşliğinde güne başladık.

Dönüş yolunda otobüsümüzün normalde 13:30’da Ankara’ya varması planlanmıştı, ancak 14:45’te ulaştık. Bu da saat 16:00’daki uçağıma yetişmek için kısa bir koşu anlamına geliyordu. Neyse ki havaalanına hızlıca ulaşıp bu güzel gezinin son noktasını da tamamlayarak uçağıma yetiştim.

Amasra, sadece doğasıyla değil, samimi insanları ve yaşanmışlıklarıyla da unutulmaz bir yer. Güzellikler sadece manzarada değil, karşılaştığınız yüzlerde ve yaşanan anılarda saklı. Amasra’yı görmek isteyen herkese gönülden tavsiye edebilirim; bu küçük kasaba, insanın ruhunu dinlendiren bir kaçamak.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top
Skip to content