Uzun bir aradan sonra merhaba. Çalışma ziyaretim ilk olarak vize başvuru süreciyle başladı. İlk olarak yönetici olarak görev yaptığım Views International adlı kuruluştan, çalışma ziyaretimin kapsamını ve yapacaklarımı anlatan bir davetiye metni aldım. Diğer evraklarımı da tamamlamamın ardından Ankara’dan VFS Global adlı kuruluş kanalıyla vize başvurumu gerçekleştirdim. Vize sürecim bir hafta gibi kısa bir sürede sonuçlandı. Başvuru sonucunda bir yıllık, çok girişli vize aldığımı öğrendim. Vize sürecinin ardından seyahat gününü beklemeye başladım.
1 Aralık günü Pegasus uçuşuyla Brüksel’e ulaştım. Orada beni daha önce İtalya’da gerçekleştirdiğimiz projede tanıştığım arkadaşım karşıladı. İlk olarak Belçika serüvenimize Brüksel waffle’ını deneyerek başladık. Sonrasında Brüksel’in sembolü olan Grand Place meydanında yürüyüş gerçekleştirdik ve oradaki Belediye Binası’nı da gördük. Devamında Christmas pazarını ziyaret ettik; orada zaman geçirmek çok keyifliydi. Günü Atomium’u ziyaret ederek noktaladık. Akşamı arkadaşımın evinde geçirdim.
İkinci güne, arkadaşımın amcasına ait şirin bir çikolatacıya uğrayarak başladık. Burası bir köyde yer alıyordu. Bahçesinde gezen iki sevimli eşek, fabrikaya adım attığımda beni karşıladı. Onları okşarken gömleğimi kemirmeleri ayrıca gülümseten bir ayrıntıydı. Fabrika iki odadan oluşuyordu: Bir odada çikolatalar üretiliyor, diğer odada ise sergileniyorlardı. Buradan arkadaşlarıma hediye çikolatalar aldıktan sonra trenle Brugge’ye gittik. Bu masalsı şehrin sokaklarında yürüdük, bol bol fotoğraf çektik ve Christmas pazarını ziyaret ettik. Akşam geç saatlerde Brüksel’e dönüp yine arkadaşımın evinde kaldım.
Üçüncü gün trenle Liège’e geçtim ve orada kalacağım İtalyan arkadaşımın evine yerleştim. Dördüncü günde Liège’in sembolü Montagne de Bueren’in 374 basamaklı merdivenine çıktım ve Views International’ın ofisini ziyaret ettim. Burada ofisin tanıtımı gerçekleştirildi ve ofis işleyişi üzerine bir toplantı yaptık. Sonrasında, çalışmaları nasıl yürüttüklerini gözlemleme şansı buldum.
5 Aralık Perşembe günü tek başıma trenle Maastricht’e gittim ve bir günlük bir gezi gerçekleştirdim. Yine burada Christmas pazarını ziyaret ettim ve şehrin Vrijthof Meydanı ile Onze Lieve Vrouwe Basiliek’i gezdim. Uzun bir aradan sonra bağımsız bir keşif yapmak bana kendimi çok iyi hissettirdi.
Cuma günü, Views International ofisinden önce çalışan bir arkadaşımla buluştum ve Liège’de yer altında yer alan Archéoforum Müzesi’ni gezdik. Ardından Meuse Nehri kenarındaki parkta uzun bir yürüyüş yaptık.
7 Aralık Cumartesi günü heyecan verici bir etkinlik olan “karanlıkta yemek” deneyiminde barmen olarak görev aldım. Etkinlik şöyle gerçekleşiyordu: İnsanlar tamamen karanlık bir ortamda akşam yemeği yiyorlardı ve servis, görme engelli katılımcılar tarafından yapılıyordu. Views International, bu etkinliği her yıl belirli aralıklarda organize ediyor; Aralık ayındaki buluşma Liège’deki görme engelliler okulunda gerçekleşiyordu. Etkinlikten üç saat önce okula gidip hazırlıkları izledim. İlk olarak camlar kartonlarla kapatıldı, yerlere kılavuz çizgiler döşendi. Sonrasında birlikte çalışacağımız ekip arkadaşlarımla görev dağılımı yaptık: Ben barmen olacaktım, diğerleri masalarda yemek ve içecekleri servis edecekti. Dolaba içecekleri dizdik ve yerlerini öğrendim. Etkinlik saati gelince katılımcılar önce aydınlık alanda bir kokteyle katıldılar, sonra sırayla karanlık ortama alındılar. Masalardan iletilen talepleri karşılarken, dolapta içeceklerin fazlalığından bulmakta güçlük çektim ve doldururken elime içecek döküldü—tüm barmen kazalarını yaşadım. 🙂
Derken ayrılma günü geldi. Havaalanına gideceğim otobüs terminaline kadar tandem bisikletle İtalyan arkadaşımla yol aldık. Keyifli bir kahvaltının ardından vedalaşıp Türkiye’ye döndüm.
Her kilometresi hem ufkumu hem de ruhumu besleyen bu yolculuk, hayatıma ilham veren unutulmaz bir serüvene dönüştü.